Fasulye Projesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fasulye Projesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2015 Pazar

Atölye Çatı Katı (YDA) 8. Hafta Bitki Ekim-Dikim & Fasulye Projesi


Atölyede tohumlar, bitkiler, toprak ve büyümüş iki fasulye hakkında sohbetler vardı.

Büyümeyen fasulyeler "başarısızlık" olarak görülüyor, oysa ki değil, amacımız burada çocukların fasulyelerin/bitkilerin hangi koşullarda daha iyi büyüdüğünü, hangi koşullarda, neden büyümediğini anlamak, öğrenmek.


"Fasulyeni (sağdaki) nasıl büyüttün?"
- Toprak koydum vitamin alması için biraz. Bir de güç... Tutunması için de tüle dayadım. Bir de birbirlerine sarılarak büyüdüler.
"Topraktan nasıl güç aldı?"
- Vitamin var toprakta.
"Nasıl bir vitamin var?"
- Bitkilere faydası dokunan bir vitamin var.
"Nasıl faydası dokunuyor toprağın?"
- Yani daha güçlü olmasını sağlıyor, kırılmadan yaşayabilmesini sağlıyor uzun süre.

"İki fasulye arasındaki farklar neler?"
- Pamuk farkı var. Birinde daha fazla birinde daha az.
- Birinde toprak var.
- Bir kavanoz daha büyük bir kavanoz daha küçük.
"Acaba bu etkilemiş olabilir mi fasulyenin büyümesini?
- Hayır.
- Evet.
"Etkilemiş diyenler, nasıl etkilemiş olabilir?"
- Çünkü bir bitkinin büyümesi için yeterli alana sahip olması lazım.
"İyi de bitki yukarı doğru büyüyor, aşağıyla ne ilişkisi var?"
- Ağaçlar toprakta büyüyor, kökleri için gerekli.
- Bir de alan ne kadar fazla olursa kökleri de o kadar çok olabilir!
(Akıl yürütme)


"Bitkiler arasında nasıl farklar var?"
- Soldaki nasıl büyütülmüş bilmiyorum ki o zaman nasıl değerlendireceğim? 
"Geçen hafta demişti ki, 'Ben hiçbir şey yapmadım, bıraktım kendi kendine büyüdü.'"
- Evet çünkü babam sulamış, ben sulamayı unuttum.
"Babana mı sormamız lazım öyleyse?"
- Bir de senden habersiz mi sulamış?
- Ben sulamayı unutuyorum.
"Sen nasıl suladın (sağdaki)"
- Ben belli aralıklarla suladım, onu söylemeyi unutmuşum. Bir gün suladım 2 gün sulamadım.


Getirdiğimiz tohumları ortaya çıkardık ve tanıyıp tanımadıklarını sorduk.

Akçaağaç tohumu, limon çekirdeği, pembe yonca tohumu ve mavi kantaron tohumları


Tohumları ellerine alıp incelediler, mavi kantaronun üzerindeki yazılarını okudular.
Akçaağaç tohumlarını havaya attık.
- Helikopter gibi dönüyor değil mi? Okulda da var.

Ve geçen haftaki futbol maçımızdan bahsetmeden olmazdı. 
Gelmeyenler de merakla geçen haftayı sordu "Nasıl oynadınız, nasıl, nasıl?"


Herkes istediği tohumu seçip kendi saksısına toprak koyarak tohumlarını ekti. 
Yalnız bu aşamada bir şey dikkatimizi çekti, çocuklar bitkilerin can sularını saksıların altından vermeyi tercih ettiler.










15 Nisan 2015 Çarşamba

Atölye & Kil & Hikaye & Fizik // Atölye Çatı Katı (YDA) 3. hafta



Fasulyelerine hafta boyunca bakan çocuklarla başladık fasulyeleri üzerine sohbete, daha sonra konu derinleşti ve atölyeye geldi.

- Fasulyelerimiz büyüdüğü zaman arka bahçede toprağa biraz çukur açıp oraya ekeceğiz.
- Kabımız biraz küçük, büyüdüğü zaman...
"Onları burada ekeceğiz."
- Burada mı ekeceğiz? Keşke her gün buraya gelsem...

"Okul yerine buraya gelmek ister miydiniz her gün?"
- Evet... (Birkaçı)
- Ben çok karar (veremedim). İkisinin ortası bence. Okul da güzel bura da güzel.
- Ben de her gün buraya gelmek isterdim ama okula gitmeyi de ihmal etmemek lazım(!)
"Neden?"
- Okulda bir şeyler öğreneceğiz ya (!)
"Burada?"
- Burada da öğreniyoruz ama, okulda mesela çarpma işlemini, toplama işlemini, bölme işlemini, çıkarma işlemini, daha çok şeyleri öğreniyoruz. Burada hem eğleniyoruz hem öğreniyoruz.
(Bir sonraki hafta çemberde bölmeyi nasıl yaptığımızı görünce şaşıracaksınız:))

(Çocukların atölyede eğlenirken aynı zamanda dört işlemi de öğrendiklerinin farkında olmadığını gösteriyor bu konuşma. Tam bizim istediğimiz gibi :) Didaktik bir öğrenme olmadığından bahsediyor aslında çocuklar!)

- Buradaki derslerimiz hafta içi olsa ben her gün gelebilirdim. Sabah 8-9'da dersimiz başlıyor, 2.40'ta bitiyor. Tam gün eğitim alıyoruz.

"Peki bütün okullar bizim atölye gibi olsaydı nasıl olurdu?"
- Çok eğlenceli olurdu.
- Güzel olurdu.
- Öğretici olurdu. (!)
- Kötü olurdu, çok az arkadaşımız olurdu. (Hafta içi her gün gelirim diyen çocuğumuz aynı zamanda kötü olabileceğini de düşünüyor. Atölyede az çocuk olduğu için ve dernekte tek atölye olduğu için, bu nedenle de okulun "kalabalık" hissini yaşayamadığı için böyle düşünmüş olabilir.)

Çocukların atölyeyle ilgili düşüncelerinin bu kadar olumlu olması bizi oldukça sevindirdi :)
Niyetimiz öğrenme süreçlerinde daha fazla çocuğa ulaşarak yaratıcı düşünme deneyimini mümkün olduğunca yaymak ve üreten bir nesil yetişmesine katkıda bulunmak;
Çocukların eğlenirken öğrendiği ve öğrendiğinin farkında olmadan oynayarak kendi bilgisini yapılandırdığı bir eğitim sistemi hayal ediyoruz.
Çocukların da böyle bir eğitim sistemini içten içe istediklerini cümlelerinden anlayabiliyoruz.

Sohbet sonrasında fasulye projesinin çizimlerini yaptılar.
1. Fasulyelerinin o günkü hali,
2. Fasulyelerinin hayallerindeki büyümüş hali.
(Dokümantasyon halinde ebeveynlere ve merak eden herkese son atölye günü sergilenecek:))

 

Çocuklarla "kil"i tanıdık bugün.
Reggio Emilia Yaklaşımında kil çocuğun kendini ifade ettiği ve 
bilgiyi yapılandırdığı 100 dilinden biri.



Kil ile çalışmasını bitiren istediği çalışmayla devam etti.

Örneğin kille önce kendini yapmak isteyip,
- Hayır bu maymuna benzedi.
diyerek onu daha da maymuna benzeten bir çocuğumuz daha sonra onun hikayesini yazdı.
(Hikaye aşağıda)


Çocuklar başlangıçta kile dokunmak ve şekil vermekte tereddüt edebiliyorlar, elleri kirlenir, ellerine bulaşır diye.

Kil şekil vermesi zor, büyük parçadan ayırmak için güç isteyen ve motor kasları bu sayede güçlendiren bir malzeme. 


Çocuklar kil sayesinde düşüncelerini, duygularını, fikirlerini, hayallerini
3 boyutlu ifade edebiliyorlar.


Aynaları kullanarak kendi yüzlerini 2 boyutlu ya da 3 boyutlu yapmaları onların yüzlerine daha detayları bakıp baktıklarını görmelerini sağlıyor.
Çünkü baktıklarını görmezlerse çizemezler ya da kile şekil veremezler.

Bu çalışmalarla bakmakla-görmek arasındaki farkı daha iyi anlayabiliyoruz.
Farkındalığımız artıyor.
(Çizim çalışmalarını önümüzdeki haftalarda uygulayıp ayrıntılı ele alacağız.)


Kille 3 boyutlu "Mısır Tarlasını ilaçlayan uçak" yaptıktan sonra belki kendini 2 boyutlu ifade ederken daha rahat hissettiği için resim yapmaya yönelen çocuklarımızdan biri.



- Ev yaptım buraya, buraya da bulutlar...
Güneş yaptım, buraya da çimenler...
Buraya da toprağın altını yaptım!

(Ne kadar şiirsel değil mi anlattığı, nasıl ahenkli :))

"Toprağın altını!"
- Evet.
"Nasıl yaptın toprağın altını?"
- Böyle yaptım... Toprağın gözünü ağzını yaptım.
"Toprağın gözü ağzı nasıl oluyor?"
- Ben böyle olur diye düşündüm.

Çok sık karşılaştığımız bir durum; çocuklar ne düşünerek yaptıklarını anlatmaya çekiniyorlar çünkü yaptıklarının eleştirileceğinden korkabiliyorlar, ki toplum olarak yaptığımız en büyük yanlışlardan biri çocukları anlamaya çalışmadan onları eleştirmeye başlamak oluyor çoğu zaman. Eğitim sistemimiz de "tek doğru"lar üzerine kurulu olunca ve "Toprağın gözü olmaz!" ikazı çocuğun hipotezini sözle ifadesi sonrası hemen peşine gelmesi beklenince çocuklarımızın ne yaptıklarını atölyelerde hemen anlatmalarını beklemek çok da gerçekçi olmuyor.
Bu nedenle de hep diyoruz, çocukların bizimle geçireceği SÜREÇ önemli. Yavaş yavaş anlatmaya başlıyor çocuklar duygu ve düşüncelerini, kendilerini ifade güçleri gelişiyor.
Neden mi?
Çünkü anlattıkları zaman onları dinlediğimizi biliyorlar.
Çünkü onlara değer verdiğimizi hissediyorlar.
Çünkü ne anlatırlarsa anlatsınlar, en olmadık hayalleriyle bile ilgilendiğimizi görüyorlar.
Çünkü kendilerine güvenleri artıyor.
Çünkü bize güveniyorlar.

"Hmm. Kimlerin gözü-ağzı olur?"
- İnsanların...
"Toprağın nasıl oldu?
- Böyle oldu.
- Toprak insan mı?
- (gülerek) Hayır.
"Peki nasıl oldu o zaman?"
- Hayal ettim.
"Hayal ettin!! Hayal etmek ne demek?"
- Bilmiyorum.
"Bilmiyor musun?
- Unuttum yani.
"Hatırlayabilir misin?"
- Hayır.
(Evet, zamana ihtiyacımız var :))


- Kardeşim buradan biraz daha al. İstediğin şekli yapabilirsin.
- Ama kalıp olmadan nasıl istediğim şekli yapabilirim ki abi?

Çocuklara şekil vermeleri için kalıp vermiyoruz; yalnızca kil ile kullanmaları için modelaj (kil) kalemleri, çubuklar ve kendileri elleri ya da kıvırma aleti ile kıvırabilecekleri kalınlık ve yumuşaklıkta teller temin ediyoruz.




Top Oynayan Maymun

Maymun ormanda arkadaşlarıyla oyun oynuyormuş. Sonra sıkılmışlar, saklambaç oynamak istemişler. Ama avcılar önceden bütün ağaçları kesmişler, o yüzden oynayamıyorlarmış. Sonra sadece 4 tane ağaç kalmış, onlar da kaleye benziyormuş. Ama akıllarına futbol oynamak gelmemiş, başka oyunlar oynamayı düşünmüşler.
Sonra bir tane spor dalına katılmak istemişler. O spor dalını seçerken akıllarına futbol gelmiş. Futboldaki kaleyi hatırlamış o maymun. Maç yapmışlar.
Maymun çok iyi oynuyormuş, o yüzden avcılar uçak bırakmış. O uçakla şehre gitmiş. Şehirde futbol olimpiyatlarına katılmış, yenmiş.

"Bu hikayeyi yazarak da anlatmak ister misin?"
- Evet.
"Nelere ihtiyacın var?"
- Kağıt, bant, kalem.
"Ne kadar büyüklükte kağıt istiyorsun?"
- Bir sayfaya sığdıramam ki hepsini.
"Ne kadar kağıda ihtiyacın var?"
- 5 sayfa.
"Nasıl karar verdin?"
- Biraz az da (hikaye).
Kağıtları istediği büyüklükte kestim.
- Düzgün olması için çizgili kağıda ihtiyacım var.
"Düzgün olması için ne yapabiliriz çizgili kağıdımız yoksa?"
- Çizgi çizebiliriz. 
"Nasıl çizeceksin?"
- Kalemle. 
(Kalemi cetvel gibi kullanarak denedi)
- Evde çizebilir miyim? Yamuk oluyor.
"Yamuk olmaması için ne yapabilirsin?"
- Çubuklarla yapabilirim (Arkadaşlarının kullandığı çöp şişleri kastederek)
"Çizgilerinin nasıl olmasını istiyorsun?"
- Düzgün.
"Düzgün ne demek?"
- Yani böyle, hiç yamuk olmayan.
"Tamam, bunu yapmak için ne kullanabilirsin?"
- Çubuk belki olabilir.
"Deneyebilirsin."
(Atölyemizde biri şeffaf biri tahta olmak üzere 2 cetvel var. Ancak farklı yollarla çizgi çizmeyi tercih edebiliyorlar.)
Çubukla çizmeyi denerken,
- Ama kalemle çizsem daha iyi.
"Peki."
- Cetvel var mı?
(O ana kadar bizden "cetvel" kelimesini duymadı. Özellikle söylemedik. Farklı yolları da denemek isteyen çocukları sonuna kadar destekliyoruz. Bu sayede yaratıcı düşünme kabiliyetleri artıyor kanaatindeyiz.)


Çocuklar öte tarafta balonlu malzemeyi patlatmaya başladılar. Ancak daha sonra balonların çöp şişlerle patlamadığını keşfettiler.

Daha fazla balona daha fazla çöp şiş geçirdiler ve,

"Ne oluyor burada?"

- Yer çekimine meydan okuyoruz!

"Nasıl yani?"
-Yer bunları çekemiyor.
- Yer bu kadar güçsüzse ben ne yapayım...
- Ben bile şunu çeker çıkarırım.

"Yer bu kadar güçsüz mü?"
(Biraz düşündüler)

- Bi dakka yaa, yer bizi çekiyor da niye bunları çekemiyor?

- Çünkü biz bunları tutuyoruz.
- Hayır hayır...
- Biz bu naylonu tutuyoruz, bu da onları tutuyor.
- Evet yer bizi çekiyor, bunları çekemiyor.
- Biz onlardan 10-15 kat bile ağır değiliz, onlar daha çok ağır. Nasıl oluyor böyle?
(Yer çekimine meydan okuyorlarsa onların daha ağır olduğu sonucuna varıyor çocuklar)
- Ben de bilmiyorum.

"Peki ağaçtaki meyveler nasıl ağaçta durabiliyorlar?"
- Çünkü onlar ağaca yapışıklar.
- Bunları biz kendimiz böyle buraya taktık.?

Çocukları bir kafa karışıklığıyla daha baş başa bıraktık anlaşılan :)
Bu sayede kendi cevaplarını bulmalarını bekliyoruz.
Fizik dersine giriş tamam.




Çocukların ürettiği eserlerden birkaçı...
Son atölye günümüzde hepsini sergileyeceğimizi söylemekten büyük mutluluk duyarız :)




2 Nisan 2015 Perşembe

Fasulye Projesi - Atölye Çatı Katı (YDA) 2. Hafta


Çocuklarla beraber yapacağımız Reggio Emilia ilhamlı projelerin özellikle yapılandırılmamış projeler olmasını istiyoruz. Bu nedenle de onların dillerini iyi bir şekilde dinlemeye özen gösteriyoruz. İlk iki haftayı tamamen çocukları tanımaya, gözlemlemeye, onların atölyeyi gözlemlemesine ve fikir üretmelerine ayırdık.

İlk haftalarda yapacağımız gözlemler sırasında çocukları projelerle tanıştırmak, yürüteceğimiz projelerimizin nasıl ilerleyeceğini daha iyi kavramalarını sağlamak ve hepsinin birlikte yürütebileceği bir proje olabilmesi için yarı-yapılandırılmış bir "fasulye projesi" yapmaya karar verdik.

Fasulye projesi çocukların doğaya yakınlaşması, neden-sonuç ilişkisini gözlemleyerek kendilerinin kurması, proje içinde yaşanan başarısızlığın projenin başarısızlığı olmadığını anlayabilmeleri gibi pek çok konuda farkındalık sağlamak için önemli bir proje. Çocuklar bu sayede sorumluluk üstlenerek kendi fasulyelerini büyütmeye çalışıyorlar. Büyüyen fasulyelerini çizdirdiğimizde her aşamasının daha fazla farkına varıyorlar çünkü çizerken bakmaktan daha ötesini yaparak artık "görüyorlar".
Fasulyeleri büyümezse neden büyümediğini düşünüp tartışarak tekrar tekrar deneyebiliyorlar. Başarısızlıklar sonucu "neyi yapmamaları" gerektiğini öğreniyorlar. Bu sayede adım adım, kendi deneyimleriyle başarıya ulaşıyorlar ve yaşayarak öğrendikleri için kalıcı bilgi edinmiş oluyorlar.

"Yarı-yapılandırılmış proje" çocukların fikirleriyle değil, bizim verdiğimiz konuya olan meraklarıyla başlayan ve daha sonra çocukların ilgileri ile devam eden bir proje çeşidi. Biz de ilk olarak "Çevre" hazırlayarak çocukların konuya ilgisini çekip merak etmelerini sağlamak için masanın üzerine cam kavanozlar, bir kutu fasulye ve su koyduk.

Çocukları masaya çağırdığımızda birkaçı geçen haftaki deniz kabuğu deneyini fark etti. Geri kalanı ise kutudaki fasulyeleri görerek,
- Bunlar ne?
"Sizce ne olabilir?"
- Onlar ne ya?
- Bence çakıl taşları...
- Biliyordum da unuttum adını.
- Birazcık fasulyeye benziyor.
- Ben de onu diyecektim şimdi.
- Küçük beyaz taşlara benziyor.
- Bence de fasulyeye benziyor.
- Tohum tohuum...
"Nasıl anladın tohum olduğunu?"
- Taş biraz daha sert olur çünkü.
"Tohum nasıl olur?"
- Yok yok bu fasulye bence. Tohum bu kadar büyük mü olur?
"Tohum ne demek?"
- Bir şeyi ekerken tohum kullanıyoruz.
- Mesela yüksek ağaçların yetişmesi için tohum gereklidir. Tohum olmazsa ağaçlar da olmaz.
- Ağaçlar olmazsa nefes de alamayız.
- Çünkü ağaçlar havayı temizliyor.
- Hayır havayı üretiyor.
- Temizliyor da...
- Hem ağaçlar meyve vermezse tohumlar bitebilir. Meyvelerin içinde de tohum olduğu için meyve olmazsa tohum da olmaz.
"Şimdi burada iki farklı görüş çıktı, o dedi ki ağaçlar havayı üretiyor, o dedi ki temizliyor. Sizce ağaçlar havayı üretiyor mu, ağaçlar havayı temizliyor mu?"
- Temizliyor, pis havayı içlerine çekiyorlar, onun yerine temiz hava veriyorlar.
"Sizce dünyada hiç ağaç olmasa hala hava olur mu?"
- Olmaz (hepsi)
- Hava kirlenir ve biz de nefes alamayız, ölürüz.
- Hava olmazdı ağaçlar olmasa.
"Hava olur da kirlenir mi yoksa hiç mi olmaz?"
- Olur, çok kirlenince nefes alamayız.
- Hiç olmaz. Uzayda ağaç yok, hava da yok.
"Uzayda hava yok mu?"
- O zaman uzaya niye tüple gidiyorlar ki?
- Tüple mi? Uzayda çünkü değişik hava var. Biz o yüzden tüp alıyoruz, havamız biterse diye.
"Uzayda nasıl hava var? Bizim nasıl havaya ihtiyacımız var?"
- İkisi de değişik.
- Uzayda hava olmadığı için tüp olmadan yaşayamayız.
"Ama X uzayda değişik hava olduğunu söyledi."
- Benim bildiğime göre uzayda hava yok.
- Aynen.
"Peki bunu nasıl anlayabiliriz? Anlayabilir miyiz?"
- Bunu ancak, bilgisayardan falan öğrenebiliriz.
- Anlayabiliriz, hiç ağacın olmadığı bir yerde durmaya çalışalım, ya da nefesimizi tutmaya çalışırsak öğrenebiliriz bence.
- Burada hiç ağaç yok ki şu an?
(Artık sorular çocuklardan da gelmeye başlıyor, dikkatinizi çekeyim :))
- Ama camlar açılıyor,
- Ama şu an camlar kapalı.
- Önceden hava geliyor, bina inşa edilirken üstü açık oluyor hep hava giriyor.
- Ama sonra kapanırken hava çıkıyor.
- Evet. Ama camların oralarda, kenarlarda göremediğimiz küçücük su tutmayan delikler var, oradan nefes alabiliyoruz. Onlar olmasa binaların içinde ölebilirdik.

"Peki hiç hava olmayan bir yere bir ağaç tohumu dikersem büyür mü?"
- Büyümez.
"Neden?"
- Çünkü hava olmayan yerde su da olmaz.
"Ağaç havayı kendi üretiyor dediniz?"
- Ama ağaç su olmadan büyüyemez ki.
- Ağaç besinini kendi üretiyor. Kendisi su üretirken kendisi için kullanamaz.

Fasulye Projesine henüz başlamadan konu nereden nerelere geldi. Küçücük bir fasulyeden başladık, ağaçlara, uzaya, binaların mimari yapılarına varana kadar farklı konular hakkında konuşup fikirlerini dile getirdi çocuklar.


Çocuklar fasulyelerini kavanozlara pamuk koyarak fasulyeler dışarıdan görünecek şekilde yerleştirdiler. Fasulyelerin görünmesini biz istedik çünkü her gün resmini yapmalarını istedik çocuklardan.
İçlerinden biri daha önce fasulye büyüttüğü için arkadaşlarına yardımcı oldu, gerekli malzemeleri söyledi;
(- Pamuğu ne kadar ıslatacağız? sorusunu soran arkadaşına)
- Pamuğun hep nemli olması gerek.
- Fasulyeye su ulaşması gerek.
- Buranın hava şartları uygun değilse büyümeyebilir. 

Sonra kendisi bize sordu;
- Ama fasulyeleri burada yetiştirirsek, her gün sulamamız lazım, nasıl sulayacağız? Haftada 1 kere geliyoruz. Bitkilerimiz ölür?
" Bunu bir düşünelim"
- Eve götürelim?
- Eve götürürüz götürmesine de...
"Peki ya unutursanız ne olacak?"
- Unutmayız ki.
"Eve götürenler her gün fasulyesini çizmeyi kabul ediyorsa götürsünler o zaman?"
Bir kısmı eve götürüp bakmayı ve çizmeyi kabul ettiler. Diğerlerinin fasulyeleri atölyede kaldı.


Fasulyelerini daha iyi gözlemleyebilmeleri ve büyüme aşamalarına daha yakından şahit olmaları için çocuklardan fasulyelerini her gün çizmelerini istedik.

Bir de fasulyeler büyüdüğünde nasıl olduğunu bilenlerle de bilmeyenlerle de fasulyelerinin hayali büyümüş hallerini düşünmelerini ve çizmelerini istedik. Çok değişik fikirler ve çizimler ortaya çıktı.

Atölyenin sonunda yapacağımız sergide onları da sergileyeceğiz. Bazı çizimlere çok şaşırdık, inanın siz de çok şaşıracaksınız :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...